Sayı Sembolizmi Üzerine Çalışma

GİRİŞ

İnsanlık tarihinin en eski zamanlarından itibaren karşımıza çıkan sayılara, zamanla toplum tarafından kutsallaştırılıp sembolik bir anlam yüklenmiştir. Sosyal, dini ve kültürel anlamda sayıların izleri günümüzde dahi bulunmaktadır. Bu denli hayatımızda yer etmiş olan sembolleşmiş sayıların, uzun bir süreç sonucunda bu hale geldiği anlaşılıyor. Sayılara atfedilen manalar bu denli önemli olup toplum tarafından kutsal kabul edilmiştir. Şu an da bile sayılarda ki anlamlar gelişime uğramaktadır. Tıpkı günümüzde olduğu gibi, gelecek nesiller de bu konu üzerinde araştırmalar yapıp bu tarz bilgiler elde edeceklerdir. Tarihi anlamda SAYI Sembolizmi bu denli önemlidir.

SAYILAR VE SEMBOLİZM

Günümüzde sayı sembolizmi her ne kadar ilgi uyandırıcı olsa da yeri geldiğinde fazlasıyla kafa karıştırıcı bir konu olabilmektedir. Hayatımızın birçok yerinde farkında olmadan karşımıza çıkıyor. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için sayıların ve sembolizmin günümüze nasıl geldiğinin bilinmesi birçok şeyi netliğe kavuşturacaktır.

Sayılar

 Sayıların tarihi insanlığın tarihine kadar dayanmaktadır. İhtiyaçtan dolayı sayı kullanılıyordu. İlk başlarda hayvan kemiklerine çentikler vasıtasıyla kullanıldığı görünüyor. Uzak olmayan bir tarihte, 1937 yılında Çekoslovakya’da yapılmış olan kazılarda bir kurt bacağı kemiğine çentik şeklinde işlenmiş 57 çizgi insanlığın günümüzden 20,000 yıl öncesinde sayıları kullandığının işaretidir[1]. Daha sonra tarih M.Ö 3200’e doğru gelirken Sümerliler tarafından tarihte ki en eski rakamlar doğmuş oldu. Sümerlilerin inançlarına göre harfler beşeri, sayılar tanrısaldır. Sümerliler 60 sayı tabanlı sistemi kullanmaktaydılar. Bütün zaman ve mekân hesaplamalarında bunu kullanıyorlardı. Daha Mezopotamya’da Babil egemenliği ile 100 tabanlı sayı sistemine geçilmiş olup kendinden sonra gelmiş olan toplumları etkilemiştir. Birçok bölgeye farklı faaliyetler aracılığıyla sayı sistemi yayılıp değişime uğramıştır. Anadolu ve Antik Yunan’da insanların ihtiyaçlarına göre değişime uğramıştır. Sami dillerinde de bir miktar yenilik olmuştur. Ebced, cümel, cifr gibi teknikler geliştirilmiş olup etkileşimde olunan toplumlara yansımıştır[2]. Nitekim İslam’ın yayılmasıyla birlikte neredeyse döneminde bilinen bütün topraklara ulaşmıştır bu bilgiler.

Bütün toplumlar sayıları başta ihtiyaçlar olmaz üzere kullanmıştır. İlk başlarda malzemelerin sayısını bilmek amaçlı kullanılmaya başlandı ve kısa sürede insanların hayatlarında büyük bir yer kazandı. Zamanla gelişip bugün ki halini aldı. Mezopotamya’da, bugün ki astronomi, matematik, geometrinin temelleri atılmıştır. Daha sonra diğer toplumlar tarafından geliştirilmiştir. Antik Yunan ve İslam dünyasında büyük gelişime uğramıştır. Günümüzde dahi gelişme devam etmektedir.

Sayılar insanlığın temeli olmuştur. Bütün işlerinde insanlar sayı sistemini kullanıp bu yol ile hayat mücadelelerini devam ettirmişlerdir. Günümüzde etrafımızda olup biten her şey, küçüğünden büyüğüne bütün yapılar sayılar ile tasarlanıp yaşamımızın bir parçası haline geliyor. İnternetin gelişmesiyle bu etki katlanarak büyümüştür. Bütün tasarlamalar internet üzerinden geliştirilmeye başlandı. Bu bağlamda sayıların hayatımızda ki önemi çok büyüktür.

Sembol / Sembolizm

Sembol köken olarak Fransızca bir kelimedir. Sözlük anlamı ise duyularla ifade edilemeyen bir şeyin belirtilen somut nesne veya işaret, remiz, rumuz, timsal, simgedir. Sembol en geniş anlamıyla herkes tarafından kabul edilen itibari bir mananın maddede sabitleşmiş şeklidir[3]. Sembolizm sözlük anlamı ise olayları yorumlamaya veya inançları anlatmaya yarayan semboller sistemi, simgeciliktir. Peki, tam olarak nedir bu sembolizm? Neden insanlar sembolizm denince biraz daha çekiniyorlar?

İnsanımız tarafından fazla bilinmeyip, akla inançla alakalı düşünceler geldiğinden dolayı sembolizm ile ilgili konuları sorgulamazlar. Eğer işin içine inanç gelirse iş kutsallaşır ve sorgulanamaz tarafı ortaya çıkmaya başlar fakat ne kadar sorgulanamaz olduğu çelişkilidir.

Sembolizm destanlar kadar eski olmakla birlikte bir şeye inanan toplumlarda kendini göstermektedir. İnsanlar bilemediği, açıklayamadığı şeyleri sembolleştirir. Kendisinden sonra gelenler de bu sembolleri kutsal sayar ve derin bir anlamı olduğuna kanaat getirir. Zamanla halk arasında sorgulanamaz bir yeri olur ve tartışanlar halk tarafından kötü gözle bakılır. Bu tarz olgular günümüzde dahi var. Hz. Süleyman yüzüğü ve Fatma ana elini bu sembollere örnek olarak verebiliriz.

Tarih boyunca farklı toplumlarda benzer semboller göze çarpmaktadır. Birbiriyle etkileşimde olan toplumlar kültür birikimini diğer toplumlara aşılamakta olup benzer semboller ortaya çıkmaktadır.

Birçok konu hakkında semboller vardır. Kendi içerisinde sınıflandırılır fakat “Dini Sembol” diye bir ayrım yapılmamış olması dikkatimizi çeker. Dikkatli incelendiğinde “şeffaf olmayan” tabiri kullanış olduğu görünür[4].

SAYI SEMBOLİZMİ

Sayılar zaman içerisinde farklı toplumlar tarafından kutsal kabul edilmiştir. Zira yazılı tarihi başlatan Sümerlerin ilk dönemlerinden beri Mezopotamya’da kutsal sayıların varlığı bilinmektedir. M.Ö. 3. Bin yılın başından beri yer tanrısının oğlu Tanrı Lagaş’ın tapınağına 50 sayısının verilmesi, sayının düşünsel yanının geliştirildiğinin ispatıdır. Ayrıca Mezopotamya panteonunda tanrılar birbirinden farklı sayılar ile sembolize edilmiştir. Sayıların etkisi daha sonra ki dönemlerde Antik Yunan’da da görülecektir. Antik Yunan filozofları sayıların mana değeri üzerine derinlemesine tartışmaktaydılar. Pythagorascılar geometri ve matematiği tanrının esinleri olarak insanlara sunuyorlardı. Sayıların bir ahenk içerisinde hayatlarında olduğunu söylüyordu. Pythagorascıları eleştiren Platon bile, sayıların doğayı çözmede kilit rol oynadığını kabul etmiştir. Pythagorascı ve Platoncu fikirler Yeni-Platonculuğa ve gnostik sistemlere geçmiş ve kısaca şöyle özetlenebilecek bir sayı gizemciliğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur:

  1. Sayılar, düzene soktukları şeylerin karakterini etkilerler.
  2. Böylece sayı, Tanrı’yla yaratılmış dünya arasında aracı olur.
  3. Sayılarla yapılan işlemler izlenirse bu işlemler kullanılan sayılarla bağlantılı şeyleri de etkiler.[5]

 Antik Yunan’da sayılara verilen imgeler, kendisinden sonra gelen Hristiyan dünyası ve İslam Dünyasına etki etmiştir. Nitekim sayıların kutsal bir tarafı olduğu İslam bilginleri tarafından benimsenmiştir.

Sami kökenli dillerde erkek ve kadın için farklı kelimeler kullanılmaktaydı. Buradan gelen gelenekle sayılarda eril ve dişil olarak sembolize edildi. Tek sayılar “eril(erkek)”, çift sayılar “dişil(kadın)” olarak kullanıldı.[6]

İnsanlar için sayı içerisinde ki kutsallık tanrısal görünmüştür. İslam dünyasında halk arasında “üç”, “dört”, “beş”, “yedi”, “dokuz” ve “kırk” gibi bazı sayılar özel anlam yüklendiği için kutsallaştırılmıştır. Masal, hikâye, deyim, atasözü ve efsanelerde açıkça görünmektedir[7]. Sayılar da kendi içerisinde mana olarak birbirinden ayrılmış haldedir.

“Bir” Sayısı

Sayı sisteminde bir, halkın inanç sisteminde mutlak olanı temsil eder. Sözlü ve yazılı edebiyatta “birin yaratıcılık işlevi” üzerine durulduğu görülmektedir.

Bir sayısı sadece kendine bölünebilen ve her sayıya nüfuz edebilen bir sayıdır. Bir, her zaman aynı ve değişmezdir, bundan dolayı kendisiyle çarpıldığında yine kendisini verir.

“İki” Sayısı

Evrendeki bazı varlıklarla ilgili olarak düaliteyi sembolize etmektedir. İslamiyet’ten önce Hakanın sağı ve solunu temsil etmektedir. Çift başlı kartal ikonunda temsil edildiği gibi Kağan ile Yabgu’nun doğuya ve batıya hükmetmesini temsil eder.

İslam sonrasında ise ayette geçen “İbret alasınız diye zıddıyla kaim kılarak her şeyi çift yarattık.” (Zâriyât 51/49) hükmünü esas alarak iki sayısı birbirini tamamlamak amacıyla sembolize edilmiştir.

İyilik ve kötülüğün birbirini tamamlamasını sembolize etmektedir. Doğu mitolojisinde Yin-Yang’ı buna örnek verebiliriz.

“Üç” Sayısı

Eski toplumlarda gök-yer-yeraltı üçlemesi kutsal sayılmıştır. Hristiyanlıkta; baba-oğul-kutsal ruh olarak karşımıza çıkar. Bektaşi kültüründe Allah-Muhammed-Ali olarak karşımıza çıkar.

İlk gerçek sayı olarak kabul edilebilir. Ayrıca geometrik bir şekil oluşturan ilk sayıdır.

“Dört” Sayısı

Türk-İslam kültüründe “dört” sayısı dengeyi sembolize etmektedir. Buna göre pek çok hayvan dört ayaküstünde bir denge halinde yaşamaktadır. Ayrıca dilimizde var olan “dört elle sarılmak”, “gözünü dört açmak” gibi deyimler dördün kutsallığından gelmektedir.

Dört mevsim, dört rüzgâr, dört yön bunların hepsi dört sayısının ardından yatan anlamlardan birisidir.

“Beş” Sayısı

Beş sayısı yaşam ve sevgi sayısı olarak bilinir. Beş duyu organını sembol olarak düşündürmektedir. Aristoteles’in beş temel erdemi, Hz. Musa’nın beş kitabı, beş vakit olan namaz ve beş parmaklı insan figürü olan Fatma Ana elini beşin sembolik olarak anlamlarına örnek sayabiliriz.

“Altı” Sayısı

Bu sayı dünyanın yaratılışından, günlük yaşamımızda ki işimize kadar etkilemiştir. Kur’an-ı Kerim’de geçen A’raf Suresi 54. Ayette kâinatın altı gün içinde/altı evrede yaratıldığı yazmaktadır.

Altı gün içinde yaratılış öğretisi, haftanın altı iş günü ve bir dinlenme günü olarak hazırlanılmasında etkili olmuştur.

“Yedi” Sayısı

Yedi sayısı hayatımızda çok önemli bir yere sahiptir. Her fırsatta karşımıza çıkar. Sayıların en çok dikkat çekeni olarak yedi sayısını görebiliriz. İnsanlık tarihinde yedi sayısı en başlardan itibaren kullanıldığı görünüyor. Haftanın 7 gün olması günümüzde dahi yedi sayısının karşımıza çıktığının işaretidir.

Birçok toplumun mitolojisin gök ve yerin yedi katından bahsedilir. 7 gezegen, yedi tepe, yedi renk ve yedi tanrı şeklinde zikredilmesi yedi sayısının kutsallığına ithafen olmuştur. İslam’da Allah’ın 7 Subûtî sıfatının olması, Hristiyan dünyasında 7 ağır günahın olması rastlantı değildir. Tarih boyunca insanlar yedi sayısı üzerine fikirler üretmiş olup bunlar hakkında tartışmalar düzenlemiştir. Fakat şu hakikat ki yedi sayısı öyle ya da böyle Dünyanın merkezinde olacaktır.

SONUÇ

İnsan yaşamı boyunca bilinmeyeni merak eder bu da insanı araştırmaya sevk eder. En başta kendinin nasıl var olduğunu daha sonra yaşamın nasıl olduğunu sorgular. Her şey bu noktada başlar.

İnsanlar cevabını net olarak bulamadığı şeylere kutsallık atfeder ve onu hatırlatması, zikretmesi için sembolik olarak bir şeyler yapar. En çokta sayılar üzerinden kutsallık atfedilmiştir. Her bir sayı yaşantımızda yeri olan bir şeyleri sembolize eder. Bu tarz sayılar üzerine sembolleri neredeyse bütün toplumlarda görmekteyiz. Nitekim Tarihin bu semboller ile günümüze geldiğini söyleyebiliriz. Şuan kullanılan sayıların bundan bin yıllar öncesinde kullanıldığını biliyoruz. Günümüze farklı şartlar altında ve farklı biçimde gelmiştir. Bu sayı sembolizmi gelecek nesillere de aktarılacaktır.

Sonuç olarak geçmişten günümüze Sayı Sembolizmi insanların hep karşısına çıktı. Farklı amaçlarla farklı kişiler tarafından, genellikle toplumların inanç yönünün vurgulanmasında kullanıldı. Kısaca insanların yaşamlarında Dünya düzenin bir ahenk içerisinde olduğunu görüp sayılar ile sembolleştirmesidir Sayı Sembolizmi.

KAYNAKÇA

ATASAĞUN, Galip, Sembol ve Sembolizm, Necmettin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 7/7 (Ağustos 1997): 369-387.

BOZKURT, Kenan  – BOZKURT, Hacer, Sayıların Gizemli Dünyası: Kültür ve Edebiyatta Sayı Sembolizmi. Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, 1/1 (2012): 717-728.

ÇELİK, Aysun, Sayı Sembolizmi Bağlamında “GARÎB-NÂME”, Gazi Türkiyat, Bahar 2019/24: 67-92.

ÇINAR, Kadir, Arap Dilinde Cinsiyet Olgusu ve Diğer Dillerle Bir Mukayesesi, ERUIFD, 2/19 (2014): 7-28.

KELEŞ, Reyhan, Ahmet Yesevî’nin Hikmetlerinde Sayı Sembolizmi. Divan Edebiyatı Araştırma Dergisi, 23 ( İstanbul 2019): 561-586.

KILIÇ, Yusuf – ESER, Elvan, Eskiçağ Düşüncesi ve Kutsal Kitaplarda Yedi Sembolizmi, International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 11/11 (Summer 2016): 77-98.

SCHIMMEL, Annemarie, Sayıların Gizemi, Kabalcı Yayınevi, 1998.


[1] Yusuf KILIÇ – Elvan ESER, Eskiçağ Düşüncesi ve Kutsal Kitaplarda Yedi Sembolizmi.

[2] Aysun ÇELİK, Sayı Sembolizmi Bağlamında “GARÎB-NÂME”.

[3] Reyhan KELEŞ, Ahmet Yesevî’nin Hikmetlerinde Sayı Sembolizmi.

[4] Galip ATASAĞUN, Sembol ve Sembolizm.

[5] Annemarie SCHIMMEL, Sayıların Gizemi, Kabalcı Yayınevi, 1998, Sf.27.

[6] Kadir ÇINAR, Arap Dilinde Cinsiyet Olgusu ve Diğer Dillerle Bir Mukayesesi.

[7] .Kenan BOZKURT – Hacer BOZKURT, Sayıların Gizemli Dünyası: Kültür ve Edebiyatta Sayı Sembolizmi.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Osman Şahin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin