2023’e girmekle beraber bu konu üzerinde tartışmalar başladı. Çok daha öncesinde yazdığım bu değerlendirmeyi paylaşmayı öngördüm. Bu değerlendirme benim şahsi değerlendirmemdir. Herhangi bir kurum, kuruluş veyahut bir kişiyi karalamak gibi bir amacım yoktur.
Makalede Neler Var?
GİRİŞ
Lozan Barış Antlaşmasını daha iyi anlayabilmek için, hangi şartlar altında geliştiğini bilmemiz gerekir. Bu barış antlaşmasının yazıldığı dönem, yeniliklerin çok olduğu ve oturmuş bir düzenin olmadığı bir dönemdi. Bütün bunlar aslında Osmanlı Devleti ile başladı diyebiliriz. Osmanlı tarihinde yenileşmeler ile bu sürecin temeli atıldı. III. Selim’in yenilik hareketleri ve ardından II. Mahmud’un yaptırımları. Sonraki süreçte uygulanmış olan Tanzimat ve Islahat fermanları. Bütün bu olanlar, değişimin bir parçasıydı. Değişim mutlak surette sağlanmalıydı. Nitekim Lozan Barış Antlaşması, değişimlerin olduğu bir çağda imzalandı.
BÖLÜM 1: LOZAN GÖRÜŞMELERİ ÖNCESİNDE VE GÖRÜŞME SÜRECİNDEKİ GELİŞMELER
Osmanlı Devleti’nin I. Dünya savaşına girmesiyle ortalık hareketlendi. Birkaç cephede büyük zaferler göstermiş olsak da yenilmiş olduk. Mondros Mütarekesi ve ardından Sevr Barış Antlaşması tabiri caizse Osmanlı Devleti’nin elini ve ayağını bağlamış oldu.
Tarihler 1919’u gösterdiğinde Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’daki mücadelenin başına geçti ve istiklal harbi başlamış oldu. Aynı yıl içerisinde Mustafa Kemal Amasya Genelgesi’ni yayınladı. Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Sonrasında temsil heyeti Ankara’ da toplandı. 1920’de Son Osmanlı Mebuslar Meclisi toplandı ve Misak-ı Millî kabul edildi. Bunun üzerine İstanbul işgal edildi. Artık Osmanlıdan medet ummak sonuçsuzdu. 23 Nisan’da Ankara’da TBMM açıldı. Mustafa Kemal başkanı seçildi ve TBMM hükümeti kuruldu. 3 Aralık’ ta Gümrü Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmanın önemi büyüktür. Ermenistan ile imzalanan bu antlaşma ile TBMM hükümeti ilk defa bir ülkeyle antlaşma yapmıştır. İlk defa resmi olarak tanınmıştır. Bu sayede Ermenistan, Misak-ı Millîyi tanımıştır. Bu gelişmeler ile TBMM hükümeti, siyasi bir güç olarak zemin hazırlamış oldu.
1921 yılına gelindiğinde birçok gelişme yaşandı. I. İnönü savaşı olarak tarihimize geçecek olan savaşı kazandık. Bu zafer TBMM Hükümetinin kurmuş olduğu düzenli ordunun ilk zaferiydi. Sonrasında Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edildi. Derin bir anlamı olan İstiklal Marşı kabul edildi. Askeri başarılardan birisi olan II. İnönü zaferi ile birlikte TBMM hükümeti ve halkın moral durumu yükseldi. Bu sayede kurulmuş olan düzenli ordunun ne kadar iyi iş yaptığı belli oluyordu fakat kısa süre sonra Kütahya ve Eskişehir Muharebesinde kaybettik ve ordu Sakarya ırmağının doğusuna kadar çekilmek zorunda kaldı. TBMM Mustafa Kemal’e Başkomutanlık yetkisini verdi. Meclisin yetkileri 3 aylığına Mustafa Kemal’e verildi. Bu süreçte Tekâlif-i Milliye Emirleri yayınlandı. Sakarya meydan muharebesi kazanıldı ve Mustafa Kemal’e Gazi unvanı verildi.
1922 yılında ise Büyük Taarruz ile Yunanlılar bozguna uğratıldı. TBMM orduları İzmir’e ulaştı. TBMM’nin aldığı bir karar ile saltanat kaldırıldı ve Abdülmecid Efendi halife seçildi. Bu süreçte Lozan Konferansı başladı. Saltanatın kaldırılmasıyla devlet içinde iki heyet olması engellendi. Türk temsilcileri olarak baş delege İsmet Paşa, ikinci delege Dr. Rıza Nur Bey ve diğer delege de Hasan Bey’di. Türk hükümeti tarafından hazırlanmış olan 14 maddelik bir talimatname temsil heyetine verilmiştir. Bu talimatnamedeki konular ile ilgili görüşmeler yapılacaktır. Boğazlar konusunda biraz taviz verildi. Hemen hemen hiçbir konuda anlaşılamadı ve tekrar görüşülmek üzere ara verildi.
Tarihler 1923’ü gösterdiğinde Ali Şükrü Bey düşüncelerinden dolayı cinayete kurban gitti. Mecliste Lozan’ a muhalif olan insan sayısı çoktu. İşler zorlaşıyordu. Gidilen bu süreçte yeni bir meclisin açılması kararlaştırıldı. 23 Nisan 1923’te Lozan Konferansı tekrardan başladı. İlk konferansa göre daha güçlü olan Türk heyeti kendinden emin kararlarla konferansa başladı. Tarafların birbiri ile anlaşmasıyla 24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Barış Antlaşması imzalandı.
BÖLÜM 2: ANTLAŞMA MADDELERİ
Lozan Antlaşması 147 maddeden oluşmaktadır. Önemli olan konuları şu şekilde özetleyebiliriz:
Sınırlar ile ilgili olarak Musul Sorunu Türkler ile İngilizler arasındaki görüşmelerde çözüme kavuşturulacaktı. Eğer bir çözüm yolu olmazsa Milletler Cemiyetine başvurulacaktı. Nitekim gelişen süreçte Musul’u kaybettik. Türk–Yunan sınırı olarak Meriç Nehri sınır kabul edildi ve Karaağaç bizde kaldı. Adalar konusunda İmroz, Bozcaada ve Tavşan adaları dışında kalan Ege adaları Yunanlılara verildi. Kıbrıs adası İngiliz himayesinde olacak şekilde kararlaştırıldı. İran sınırı ise Osmanlı döneminde imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması ile aynı kalacaktı.
Boğazlar konusu ile ilgili olarak ise İstanbul işgali kaldırılacaktı ve boğazlarda geçici, uluslararası bir komisyon olacaktı. Barış zamanları askeri olmayan gemiler geçebilecekti. Ayrıca İstanbul boğazının her iki tarafından 15 kilometre kadar askeri anlamda boşaltılacaktı. Bu boğazlar çözümü geçici olmuştur. Montrö Boğazlar sözleşmesine kadar geçerli olmuştur.
Ekonomik anlamda kapitülasyonlar kesin bir biçimde kaldırıldı. Osmanlı devletinin borçları ise Osmanlı devletinden ayrılan devletler arasında pay edildi ve Türkiye’nin kalan borç taksitlendirilecekti. Yunanistan’dan istenen savaş tazminatına karşılık Yunanistan Karaağaç’ı Türkiye’ye verdi. Bu sayede
Azınlıkla ile ilgili olarak Lozan’da Müslüman olmayanlar olarak belirtilmiştir. Azınlıklar Türk uyruklu sayılacak ve her türlü dini ve sosyal faaliyette bulunabileceklerdir. Batı Trakya ve Yunanistan arasında bir mübadele yaşanacaktır.
SONUÇ
Bir tarihçi gözüyle bu sürece baktığımız zaman Türkiye’de yapılmış olan bu olayları her yerde göremiyoruz. Bu topraklarda hak iddia eden çok millet var. Her birisi bu antlaşma sürecinde karşımızda durdu. Bütün bunlara rağmen kazandığımız Kurtuluş Savaşı ile alnımız ak bir şekilde karşılarında durduk. Musul daha sonra ki dönemde elimizden temelli çıktı fakat Boğazların hâkimiyeti ve Hatay bizde kaldı. Bu yönden önde sayılabiliriz. Adalar konusunda günümüzde yanlış bilinen doğrular arasında olan bu antlaşmada ise adalar Yunanlılara verildi fakat bilinmeyen veyahut insanları kışkırtmaya çalışılan konu şudur ki adalar çok öncesinde bizden çıkmıştı. Bu konferansta sadece adı kondu. Günümüzde bu konu çok çarpıtılmaktadır.
Benim düşünceme göre bu antlaşma olabilecek en iyi şekilde oldu. Döneminde savaşlardan bıkmış olan bu toplumun, daha fazla savaşı kaldıracak ne gücü vardı ne ekonomisi. Nitekim günümüzde insanlar birbirinden kopmuş halde yaşamakta. Biz bir olduğumuz vakit halk olarak müreffeh hale geleceğiz.
KAYNAKÇA
ERTAN, Temuçin Faik (ed), Başlangıcından Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Sayısal Kitabevi, Ankara, 2019.
İNAN, Süleyman (eds), İnkılâp Dersleri, Kafka Kitap Kafe Yayınları, Denizli, 2017.
KÜÇÜK, Cevdet (ed), Ege Adalarının Egemenlik Devri Tarihçesi, SAEMK, Ankara Üniversitesi Basımevi, Ankara, 2001.
ŞİMŞİR, Bilal, “Lozan Telgrafları”, Cilt: 2, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 1994.
TURAN, Şerafettin, Türk Devrim Tarihi 1.Kitap İmparatorluğun Çöküşünden Ulusal Direnişe, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2017.


