Hititlerde Ölü Gömme Gelenekleri

Geçmişte toplumların ölü gömme gelenekleri ve şekilleri bize o toplumun kültür ve gelenekleri hakkında bilgiler açığa çıkarmaktadır. Konumuz Hititlerin ölü gömme gelenekleri ile de Hititlerin kültür ve gelenekleri hakkında bilgi sahibi olacağız.

Hititler hakkında yazılı kaynaklar olmakla beraber daha çok arkeolojik buluntular ile olmuştur. Anadolu’da, kazılarda bulunan çanak çömleğin yapısına, üretimde ve mimaride kullanılan teknolojinin düzeyine göre yapılan ayrımla Tunç Çağı; İlk, Orta ve Son Tunç olmak üzere üç evrede ele alınmıştır.

İlk Tunç Çağı: MÖ 3000-2500

Orta Tunç Çağı: MÖ 2500-2000

 Son Tunç Çağı: MÖ 2000-1200[1]

Tunç Çağı ilk topluluklarının kültür özellikleri araştırıldığında, Anadolu’da birkaç “kültür bölgesi” saptanmıştır. Anadolu’nun doğusu Mezopotamya’dan etkilenmiştir. Batı kısmı ise Avrupa’dan etkilenmiştir. Hal böyle olunca Anadolu coğrafyasında birden fazla kültür bir arada yaşanmıştır. Buna ölü gömme gelenekleri de dahildir. Anadolu’da hem ceset gömme hem de yakma geleneği kullanılmıştır. Örnek olarak Osmankayası’nda (Çorum-Hattuşaş); XVIII. yüzyıldan, XIV. yüzyıla kadar çok sayıda bulunan kremasyon ve inhümasyon gömüler bulunmuştur.

BÖLÜM 1: HİTİTLER HAKKINDA

Anadolu bir geçiş noktasıdır, bir nevi köprüdür. İşin aslı Anadolu insanların vatan olarak yerleştiği bir coğrafyadır. Genellikle tarım ile uğraşılmıştır. Göl ve nehir kıyılarına insanlar yerleşmiştir. Anadolu’nun göç aldığı bazı kapılar vardır ve bu kapılar dışında başka bölgelerden göç almamıştır. Doğal engeller toplumların kaderinde etkilidir. Coğrafya, toplumu en başından itibaren etkilemiştir. Anadolu’nun batı kısmı sürekli istilalara açıktır. Kuzey doğu ve güney doğu da sürekli istila altında olmuştur. Tarihin her döneminde Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi görmüştür ve birçok insanın vatanı olmuştur. İnsanlar sürekli doğu-batı kültüründen etkilenmiştir. Bu bölgeden yaşayan Hattiler, Hititleri etkilemiştir. Eskiçağda Hititler dahi Anadolu için Hatti memleketi tabirini kullanmışlardır.

Hititlerin merkezi Çorum Hattuşaş’tır.  M.Ö. 1450 yıllarında İmparatorluk seviyesine çıkmaktadır. Egeli kavimler istilasından dolayı yıkılıyor. Sonrasında Anadolu’da birçok küçük siyasi teşkilat ortaya çıkıyor ve Geç Hitit beylikleri kuruluyor. Karanlık bir dönem başlamıştır. Daha sonraki dönemlerde Asur ve Urartu kaynakları araya girmiştir.

Uygarlık olarak Hititlere baktığımız zaman Devletin başında bir hükümdar var. Devletin Teokratik bir yapısı bulunmaktadır. Kraldan sonra annesi veya eşleri etkilidir. Pankuş adı verilen danışma meclisi vardır ve kralın emirlerine riayet eder. Bunun yanı sıra Duhur adı verilen askeri bir meclis de vardır. Vatandaşların yapmak olduğu görevler askerlik, vergi, köprü ve yol yapımıdır.

Hititler sosyal yapı olarak melez bir toplum. Birçok halkın karışımı vardır. 3 farklı sosyal sınıf vardır; hürler (soylular, yarı hürler), mülteci veya tutsaklar ve köleler. Saraydan veya tapınaktan bir şey çalmanın cezası ölümdür. Hititlerde ölüm cezası çok azdır. Hititlerde aile içi evlilik yasaktır. Sadece Levirant vardır, bu da kan bağı olmadığı içindir.

Ölü gömme olarak 2 farklı uygulama vardır. Kremasyon (yakılarak) ve inhümasyon (normal gömü). İki farklı gömü türünün olmasının en büyük nedeni bu toprakların bir kültür merkezi olmasından kaynaklanmaktadır.

Resim 1: Hitit ve komşuları haritası. https://www.newsfindy.com/hitit-imparatorlugunun-yikilmasindan-sonra-anadoluda-kurulan-devletler-18609-haberi

1.1. Hititler ile Etkileşim Kuran Bazı Devletler

Hititlerde etkileşim kuran devletlerden birisi Hurrilerdir. Mezopotamya bölgesinde yaşayan Hurriler Anadolu’ya seferler yapmışlardır ve Mitaniler ile birleşmişlerdir. Hitit kralı I. Şippululiuma yaptığı sefer sonucu bu devleti ortadan kaldırmıştır. Hurri-Mitani Devleti Hititlerden etkilenmiştir.

Hititlerle etkileşimi olan bir diğer halk ise Gaşkalardır. Anadolu’nun Kuzeyinde yaşayan göçebe bir halktır. Hititler ile araları sıkıntılıdır. Durumlar öyle bir hal almıştır ki başa gelen her Hitit kralı mücadele bu halka karşı sefer düzenlemiştir. Aynı şekilde Gaşkalar da her fırsatta Hititlere sefer düzenlemiştir. Hitit kralı I. Hantili başkenti surlarla çevirmiştir.

Hititlerle etkileşimi olan bir diğer devlet ise Likyalılardır (Lukkalılar). Antalya-Fethiye bölgesinde yaşamışlardır. Hititler Likya demiştir. Lukka isimlendirmesi Mısır kaynaklarında ortaya çıkar.  Hitit kralı II. Tutalya’nın anallarında rastlanmaktır. Daha sonrasında Antalya-Çanakkale bölgesi birleşerek Assura adında konfederasyon kurmaktadır. Daha sonraki dönemde Homeros’un destanlarında karşımıza çıkmaktadır. Hitit devletini yıkan ege kavimleriyle birleşmişlerdir.

1.2. Anadolu’da Mezarların Bulunduğu Yerleşim Merkezleri

Batı ve Kuzey Anadolu: Dede Mezarı (Afyonkarahisar), İşcehisar-Çalışlar Höyük (Afyonkarahisar) , Seyitömer (Kütahya), (Troia II (Çanakkale). Troia III-IV-V-VI (Çanakkale), Beşiktepe, Çandarlı, Çerkezsultaniye, Bayraklı, Kolophan, Selçuk, Halkapınar, Milet, İzmir-Agora, Mumcular, Afrodisias-Pekmez (Aydın), Yanarlar (Afyon), Beycesultan (Denizli), Kusura (Afyonkarahisar), Demircihüyük, Düver-Yarışlı (Burdur), Dereköy II, Panaztepe, Hanaytepe.

Orta Anadolu-Orta Karadeniz: Alişar (Yozgat), Alacahöyük (Çorum), Kaneş-Kharum (Kültepe). Alacahöyük (Çorum), Hattuşaş (Boğazköy), Kaneş-Kharum (Kültepe), İkiztepe, Ilıca, Gordion (Ankara), Polatlı (Ankara), Karaoğlan, Büget- Ferzant, Kazankaya, Maşat Höyük, Acemhöyük, Karahöyük (Konya).

Doğu Anadolu: İmikuşağı (Malatya), Arslantepe (Malatya), Şemsiyetepe (Malatya), Norşuntepe (Elazığ), Tepecik (Elazığ), Korucutepe (Elazığ). Bozkurt (Ağrı), Ernis, İmikuşağı, Korucutepe (Elazığ), Arslantepe (Malatya).

Güneydoğu Anadolu: Tilbaşar (Gaziantep), Lidar  Höyük (Şanlıurfa). Samsat, Lidar Höyük (Şanlıurfa), Karkamış, Tilmen Höyük, Tell Açana, Gedikli.

Güney Anadolu: Meydancıkkale, Gözlükule (İçel), Karataş (Antalya), Bağbaşı, Müsgebi (Muğla)[2].

BÖLÜM 2: ÖLÜ GÖMME GELENEKLERİ (İNHÜMASYON)

Anadolu’da, ölünün ceset halinde gömülmesi, yaygın bir gömme türüdür. Batı Anadolu Bölgesi’nde Troia’da, çömlek mezarlar içerisine gömülen bebeklerin yaş grupları incelendiğinde görülmüştür ki bir yaşından küçükler ceset halinde gömülmüşlerdir[3]. Batı Anadolu’da (Dede mezarı) küp mezarların ağız kesiminde batı ve doğusunda çömlekler bulunmuştur[4]. Karataş ve Bağbaşı’ndaki mezarlarda, MÖ 2. Binin ilk yarısına ait mezarlarda, ceset gömü oldukça sık kullanılmıştır. Ege ve Orta Anadolu arası geçiş bölgesinde incelenen merkezler içerisinde çoğunlukla saptanan gömme türü ceset gömüdür. Orta Anadolu-Orta Karadeniz Bölgesi’nde de yaygın olan ceset gömme türü, basit toprak mezar, küp mezar, sandık mezar ve oda mezarlarda yaygın olarak saptanmıştır. Bunun yanında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, Teli Açana dışında, Meydancıkkale, Samsat, Lidar Höyük, Karkamış ve Tilmen Höyük’te saptanan tek gömme yine ceset gömme türüdür.[5]

Bir başka ölü gömme türü olan kurgan türü ölü gömme geleneği Doğu Anadolu Bölgesi’nde, MÖ 3. Bin yılın ortalarında Transkafkasya’nın kuzeyinde belirmiş ve MÖ 2. Bin yılın ilk yarısında da yayılış göstermiştir. Böylece MÖ 3. Bin yılın başlarından itibaren bölgede devam eden güçlü yerleşik bir kültür de bu süreçte sona ermiştir[6].

2.1. Mezar Türleri

2.1.1. Basit Toprak Mezar

Basit toprak mezar türü toprağa belirli bir derinlikte çukur açılarak cesedin yerleştirilme şeklidir. Basit toprak mezar gömü geleneğine bu dönem boyunca Güneybatı ve Doğu Anadolu dışında diğer bölgelerde yaygın olarak rastlanılmıştır. Toplumun oluşturduğu statü farkına göre gömü şekli değişebilir. Kaya oyuğu mezar, kolay işlenebilen kayaların oyulmasıyla yapılan anıtsal nitelikli mezarlardır. Bu mezarlarda elde edilen buluntular ve işlemeler bizi bu tür mezarın yüksek statülü biri olduğu fikrine götürür.

Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep- Tilbaşar kazısında toplam 14 adet basit toprak mezar bulunmuştur. Bunların çoğu çocuk mezarlarıdır. Bu mezarlarda yön birliğinin olmadığı görülmüştür. Bu kazıda burada çalışma alanının güneyinde bebek ve çocuk mezarları toplanmıştır. Farklı seviyelerde bulunan mezarlar genellikle basit toprak mezardır. Batı Anadolu Bölgesi’nde basit toprak ve etrafı kerpiç çevrili mezar türleri mevcuttur. Basit toprak mezarlar bölgede yalnız Troia’da bulunmuştur. MÖ 18. YY’la ait söz konusu iki mezarda birer bebek iskeleti açığa çıkartılmıştır[7].

Resim 2: Salat tepe kuyu mezar (Tuba Ökse, 15/2012, s.52.)

2.1.2. Küp Mezar

Küp, çömlek veya pişirme kabı gibi seramikten bir kabın tabut gibi kullanıldığı mezar türüdür. Tek ölü gömmek için kullanılmış oolanlarına rastlanmaktaysa da, birden çok gömme yapılmış olanları bulunmaktadır. Küp mezarların ağız kısımlarının kapak taşlarıyla kapatılıp, destek taşları ile de zemine yerleştirildiği görülmüştür. Mezar küpünün etrafı düzensiz taş ve kist parçaları ile  örtülü halde küpün ağız kısmına yassı bir taş yerleştirilmiş olarak bulunmuştur.

Bu mezar türü, Batı Anadolu Bölgesi’nde Milet’ten başka diğer mezar ve mezarlıkların bulunduğu birçok merkezde saptanmıştır. Intramural durumda bulunan Troia çömlek mezarları, dönemin en eski mezarlarıdır. Ekstramural olarak bulunanlardan, içine kesinlikle bebeklerin ceset halinde gömüldüğü çömlek mezarlar, yine yalnız Troia’dadır. Özel olarak yapılmış kaplar olmayan Troia mezar çömleklerinin hepsi yerel kültürü yansıtan örneklerdir. Benzer küp türleri Panaztepe ve Halkapınar çömleklerinde karakteristik olarak görülmektedir. Troia, Panaztepe ve Halkapınar küplerinin gövdelerinde çeşitli sayıda kabartma bantlar bulunmaktadır.[8] Beşiktepe örnekleri ise, kabartma bantlı veya bantsız bırakılmıştır[9]. Güneybatı Anadolu Bölgesi’nde, gömme için tek küp kullanıldığı gibi çömlek içerisine bebek ve çocuk gömme geleneği bölgede bu geleneğin sürekliliğine işaret etmektedir. Tilbaşar Höyük Nekropol kazısında en fazla küp ve çömlek mezara rastlanılmıştır. Kültepe’de tek örnekle temsil edilen bu mezar türü, İkiztepe’de bebeklerin gömüldüğü tek mezar türüdür[10].

Resim 3. Dede Mezarı. Üyümez, Koçak ve İlaslı 2009, s. 193

2.1.3. Sandık Mezar

Açılmış bir mezar çukurunun etrafının taş dilimleriyle, rastgele taşlarla veya kerpiçle örülerek yapılmış ve üstleri çoğunlukla aynı tür  malzeme ile kapatılmış olan mezar türüdür. Genelde tek ölü gömme için amaçlanmışlarsa da bazı örneklerde birden çok ölünün gömülmüş olduğu görülmektedir.

Sandık mezarlar Batı Anadolu, Orta Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde karşımıza çıkmaktadır. Panaztepe’de, ekstramural mezarlıklarda, taş sandık mezar türünün de varlığını göstermesi açısından önemlidir. Ekstramural olarak Ilıca, Gordion ve Büget/Ferzant mezarlıklarında, intramural olarak Kültepe ve Alişar’da bulunan sandık mezarlar, MÖ 2. Binin ilk yarısına tarihlenmektedir[11]. Lidar Höyük, Karkamış ve Teli Açana’daki sandık mezarlar da intramural özelliktedir[12].

Resim 4: Sandık mezar, Çayönü Höyüğü kazısı 1992.

2.1.4. Oda Mezar

Toprak içine kazılmış ve duvarları taş veya kerpiçle inşa edilerek üstleri benzer türden malzemeyle kapatılmış veyahut kaya veya toprak tabakası içine oyularak ve gerektiğinde üstleri taşla kapatılmış yeraltı mezarlarıdır. Mezar yapılan bir veya birkaç odadan oluşabilmektedir. Ardışık olarak çok ve uzun süreli özel gömmeler için amaçlandıkları ve bir tür aile veya sınıf mezarlığı gibi de kabul edilebilecekleri anlaşılmaktadır.

Batı Anadolu Bölgesi’nde Beşiktepe, Panaztepe ve Kolophon’da oda mezarlar ele geçirilmiştir. Megaron planlı oda mezarlar, yalnız Beşiktepe mezarlığında bulunmuştur. Ege Bölgesi’nde önemli ve yaygın bir mezar türü olan ve genelde “tholos tipi mezar” olarak anılan bu mezarların kökeni ve gelişimi, MÖ 2. Bin yılın ikinci yarısında, Miken kültürü etkisi hissedilen bölgede karakteristik bir mezar türüdür. Kolophon, içinde birden fazla gömmenin bulunması nedeniyle, genellikle aile mezarı olarak kabul edilen bu tür mezarların tekrar kullanımı durumunda, taşlarla örülerek kapatılmış olan dromos tekrar açılarak içeri girilmektedir[13].

1988 yılında yapılan çalışmalarda ele geçirilen Hakkari yakınlarındaki girişsiz oda mezarın on beş kadar erişkin iskeleti içerdiği ve cesetlerin hocker pozisyonunda gömülmüş oldukları ortaya çıkarılmıştır[14].

Resim 5: Oda mezar, Metropolis Antik Kenti Kazısı 1990.

2.1.5. Kurgan Mezar

Genellikle işlenmemiş küçük taşlarla yığma tepelere sahiptir. 0.60-2.00m arasında değişen yükseklikte ve arasında çaplara sahiptir. Yığma tepelerin altındaki mezarlar taş örgü veya taş sandıktır.

Resim 6: Kurgan mezar, Beşiktaş kazısı 2016.

2.2. Ölü Gömme Biçimleri

2.2.1. Hocker Gömme

Büzüşmüş ya da ana rahmindeki pozisyona getirilerek mezara yerleştirilir.

2.2.2. Dorsal Gömme

Sırt üstü ve düz bir şekilde uzanarak gömülür.

BÖLÜM 3: ÖLÜ YAKMA GELENEKLERİ (KREMASYON)

Kremasyon; yakmak anlamına gelen Latince ‘cremare’ sözcüğünden türemiştir. Yakılarak gömü konusundaki düşüncelerde ruhun öteki tarafa eksiksiz ulaşacağı düşünülmüş veya ruhun ve bedenin temizlenmesi olarak da farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

Anadolu’da bazı bölgelerinde yaygın olarak kullanılmıştır. Batı Anadolu’da Troia, Beşiktepe, Panaztepe ve Müskebi mezarlıklarında gömmelerin yanı sıra urnelerde (ölülerin yakıldıktan sonra toprağa gömülmek üzere küllerinin konduğu; üzeri yazıtlı, bezemeli, sade, pişmiş toprak veya metal kap.) ele geçen yanmış insan kemikleri, Batı Anadolu’da yakma gömme geleneğinin varlığını bizlere göstermiştir. Orta Anadolu-Orta Karadeniz Bölgesi’nde ise bu gelenek, Konya Karahöyük, Ilıca ve Bağlarbaşıkayası ve Boğazköy mezarlıklarında görülmüştür.

Hitit devrine ait bir mezarlık olan Konya-Karahöyük mezarlığında ölülerin ekserisi yakıldıktan sonra külleri, iskelet kalıntıları ve çeşitli hediyeleri ile birlikte toprağa gömülmüşlerdir. Boğazköy mezarlığında ise ölüler, kül ve iskelet kalıntıları ile birer küp veya kap içine koyulduktan sonra kayaların oyuk yerlerine yerleştirilmişlerdir. Boğazköy ile Karahöyük arasındaki bu farklı gömme tarzı Boğazköy mezarlığının kaya üzerinde oluşu ile ilişkilendirilmiştir.

Ölü yakma ve ölü gömme geleneklerini bir arada incelediğimizde hangisinin Hitit gömü geleneği olduğunu söylemek zordur. Yakma gömüler Hititlerin siyasal bir güç olarak ortaya çıkışından daha öncesinde Anadolu’da uygulanan bir ölü gömme geleneğidir. Sonrasında da yaygın olarak kullanıldığını görmekteyiz. Bunun yanı sıra birer gömme yapılan urnelerdeki en küçük birey ise çocuktur[15].

SONUÇ

Toplumlar, gelenekleriyle birlikte yaşarlar. Bazen bu gelenekler diğer diğer toplumlarla ilişkiler neticesinde değişebilir. Bunu Anadolu’da görebilmekteyiz. Bu bölgede ölü gömme konusunda farklı çeşitlilikler vardır. Öyle ki bazıları günümüze kadar gelmektedir. Konumuz olan ölü gömme gelenekleri ise bunun iyi bir örneğidir. Geçmişten günümüze gelmekte olan bu kültür, hala daha o dönemin izlerini taşımaktadır.

Geçmişte hem ölü gömme hem de ölü yakma kültürlerini görüyoruz. İkisi de çok sık kullanılmaktadır. Kültürlerin bir araya geldiği Anadolu coğrafyasında bunun olması kaçınılmazdır. Araştırmalarımda hangi ölü gömme geleneğinin daha çok kullanıldığı konusunda bir kesinlik olmamakla beraber; ölü yakma geleneklerinin, çok daha öncesinde kullanıldığını görmekteyiz. Sonuç olarak bakıldığında insanoğlu gittiği her yere kendi gelenek ve göreneklerini götürmüştür. Bundan dolayı da kültürlerin bir araya gelmesi kaçınılmaz olmuştur.

KAYNAKÇA

AKYURT, İ. M. (1998). M.Ö.2.Binde Anadolu’da Ölü Gömme Adetleri, Ankara: TTK.

ALPARSLAN M., ALPARSLAN M. (2019). HİTİTLER Bir Anadolu İmparatorluğu, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

MUTLU, G. (2018). “Anadolu’da Orta ve Son Tunç Çağı Ölü Gömme Gelenekleri”, AÇÜ Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 4, Sayı:2, 71-101.

ÖZFIRAT, A. (2002). “Doğu Anadolu Yüksek Yaylası’ndan M.Ö.2.Binyıl Kurganları”, Belleten, LXVI, 246, Ağustos, s. 343-350, Ankara: TTK.

ÖZTERZİ, S. (2011). Anadolu’da Neolitik ve Kalkolitik Dönemdeki Mezar Tiplerinin ve Ölü Gömme Geleneklerinin Sosyokültürel Açıdan Değerlendirilmesi, (Yüksek Lisans Tezi), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara.

ŞAHİN. A.O. (2019). Eskiçağ Tarihi Ders Notları, Pamukkale Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi.

ÜYÜMEZ, M., KOÇAK, Ö., İLASLI A., (2007). “Afyonkarahisar/Bayat İlçesi Dede Mezarı Orta Tunç Çağı Nekropolü 2006 Yılı Kazıları”, XXIX. KST. Cilt II., s. 403- 416, Kocaeli: T.C. Kültür Bakanlığı.


[1] Gülseren Mutlu, ‘Anadolu’da Orta Ve Son Tunç Çağı Ölü Gömme Gelenekleri’, AÇÜ Uluslararası Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt:4, Sayı:2,2018, s.72.

[2] G. Mutlu, agm, s.73-74.

[3] İ. Metin Akyurt, M.Ö.2.Binde Anadolu’da Ölü Gömme Adetleri, Ankara, 1998, s. 10-11.

[4] Mevlüt ÜYÜMEZ, Özdemir KOÇAK., Ahmet İLASLI., “Afyonkarahisar/Bayat İlçesi Dede Mezarı Orta Tunç Çağı Nekropolü 2006 Yılı Kazıları”, T.C. Kültür Bakanlığı, XXIX. KST. Cilt II., Kocaeli 2007 s. 403- 416.

[5] G. Mutlu, agm, s.77.

[6] Aynur Özfırat, “Doğu Anadolu’da Yüksek Yaylası’ndan M.Ö. 2. Binyıl Kurganları”, Türk Tarih Kurumu, Belleten, LXVI, 246, Ağustos, Ankara 2002, s. 350.

[7] G. Mutlu, agm, s.79.

[8] G. Mutlu, agm, s.78-79.

[9] İ.M. Akyurt, age 104-106.

[10] İ.M. Akyurt, age 104-106.

[11] G. Mutlu, agm, s.81.

[12] İ.M. Akyurt, age 108-109.

[13] İ.M. Akyurt, age 111.

[14] G. Mutlu, agm, s.80-81.

[15] İ.M. Akyurt, age 125.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Osman Şahin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin