Makalede Neler Var?
GİRİŞ
Sanayi Devrimi denince genelde ilk başta fabrikalar gelir. Nitekim sanayi devrimi ile de birçok fabrika açıldı. Fakat ilk defa bu zamanda açılmadı. 18. Yüzyıla kadar ki olan süreçte Osmanlı üretim konusunda açık ara dünya lideriydi. Gerek bu konuda ki politikası ve gerekse üretimi buna yönlendiriyordu. Avrupa’da bazı gelişmeler cereyan etmeye başladı. Osmanlı ilk başta bu gelişmeleri destekledi. Nitekim parça parça olan bir Avrupa, Osmanlı için daha kolay bir hedefti. Fakat bu gelişmeler ile birlikte Sanayi devrimi için yol açılmış oldu.
BÖLÜM 1: AVRUPA’DA SANAYİ DEVRİMİ
Sanayi devrimi uzun bir süreç sonunda gerçekleşmiştir. Bu konuyu Coğrafi keşiflerden başlatabiliriz. Bu süreçte ilk defa sömürge faaliyetleri oldu. Nitekim ardı sıra gelen Rönesans ve reform ile birlikte Avrupa tabiri caizse ayağa kalktı. Gerek düşünce yapısında ve gerekse bilimsel ve teknik yapıda gelişimler oldu. Bu süreç ile birlikte sanayi devriminin yolu açılmış oldu.
Sanayi devriminin olmasında birçok etken vardır. Avrupa nüfuzunun artması ve bunun sonucunda ortaya çıkan durum. Refah seviyesinin artmasıyla halkın her kesiminden talepler. Bir yandan devletlerin, büyük toprak parçalarını yağmalayıp malzeme getirmesi. Burjuvaların zenginleşip söz sahibi olmaya başlaması. Sanayi devrimi için birçok şey sayabiliriz. Bütün bu etkenle ile birlikte gerçekleşmiştir.
Sanayi Devriminin gerçekleşmesi ile birlikte tarım toplumları hızlı bir şekilde dönüşmeye başladı ve bu durumun etkileri ilk olarak iktisadi alanda kendisini gösterdi. Sanayi Devrimi, teknolojinin hâkim olduğu makineleşme sürecine geçişin başlangıcı olan 18. yüzyılın ortalarında İngiltere’de ortaya çıkıp ve kısa zamanda Avrupa’ya da yayılan, üretim teknolojisindeki köklü dönüşüm hareketidir. Bu dönüşüm İngiltere’de özellikle dokumacılık, demir – çelik sanayi ve demiryolu sektöründe başlamış olmakta olan ve dünyaya yayılan iktisadi gelişmelerdir. Bu tarih ile birlikte İngiltere Dünya çapında söz sahibi olmaya başlamıştır.
Sanayi Devrimi’nin ekonomik, sosyal ve siyasal alanda pek çok etkisi olmuştur. Sanayi devrimi sonrası toplumsal alandaki değişimle birlikte dönüşmekte olan duruma ise “sanayi toplumu” denilmektedir. Sanayi Devrimi ile ticari bakımdan talep artışı yaşanmış ve bu da üretim tesislerinin sayısının, hacminin ve kalitesinin artışına sebep olmuştur. İşçiler güvenliksiz, ağır ve tehlikeli çalışma şartlarına maruz kalmış. Bu durum da işçi sınıfı anlayışının ortaya çıkmasına sebep olmuştur ve işçi hakları alanında reformist gelişmeler yaşanmıştır.
Birinci Sanayi Devrimi (1750-1870)
Bu dönem ile birlikte insanların hayatına sanayileşme giriyor. Bu dönemde sanayileşme daha çok mekanik yapılar üzerinden ilerlemiştir. Ayrıca bu dönemde göze çarpan hammaddeler kömür, odun ve demirdir. Tıp ve ziraat alanında büyük gelişmeler vardır. İlk defa buharlı makine ve demiryolu bu dönemde yapılmıştır. Ağır sanayi gelişmiş olup ve normalden daha sağlam ürünler üretilmeye başlanmıştır. Küçük atölyelerin yerini büyük fabrikalar almıştır. Bu dönemin sonlarına doğru da telgraf icat edilmiştir.
İkinci Sanayi Devrimi ve Günümüz
Bu dönem 1870’ler ve sonrasını kapsar. Bazı araştırmacılarca İkinci Sanayi Devrimi 1914’de sonlanmıştır ve 1914’den itibaren Üçüncü Sanayi Devrimi başlamıştır. Bu da Endüstri 4.0 olarak nitelendirilmiştir. Bu dönemde öne çıkan hammaddeler çelik, petrol ve elektriktir. Ayrıca Birinci Sanayi Devrimi daha çok Avrupa’yı etkilerken İkinci Sanayi Devrimi’nin daha çok etkilediği coğrafya Amerika’dır.
Telefon icadı bu dönemde olmuştur. Ayrıca bir önceki dönemde olan buhar teknolojisi bu dönemde gelişmiştir. İlk gökdelenler yine bu dönemde olmuştur. Elektriğin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte bu dönem içinde sanayi bakımından hız kazanmıştır. Günümüzde kullandığımız kâğıt, plastik, boya, buzdolabı, soğutma sistemleri, mikroskop, endüstriyel aletler bu dönemde temelleri atılmıştır.
BÖLÜM 2: SANAYİ DEVRİMİNİN OSMANLI İMPARATORLUĞU ÜZERİNDE Kİ ETKİSİ
Osmanlı’da sanayi, geleneksel üretim organizasyonu içerisinde iç pazar ihtiyaçlarını önde tutan hirfet (lonca) sistemine bağlıdır. Geniş coğrafyalara yayılmış bir İmparatorluk olarak bölgesel çapta birbirinden oldukça farklı meslek erbabının ürettiği ürünler şehirler ve ülkelerarası coğrafyada mübadele imkânı buluyordu ve ülke ekonomisine göreceli bir rekabet üstünlüğü katıyordu. Ancak, zamanla Osmanlı içerisinde yaşanan yönetim zafiyetleri sonucu ortaya çıkan iç ve dış kaynakları tam olarak yönetememe durumu, tarım sisteminde yaşanan düzensizlikler, savaşlarda görülmeye başlanmış olan başarısızlıklar ve toprak kayıpları ile Batı’da ortaya çıkan Sanayi Devrimi, Osmanlı ekonomisinin Batı ile olan rekabet gücünü zayıflatmayı başarmıştır.
Liberal gelişimin ortaya çıktığı zamanlarda Osmanlı Devleti ısrarla kendi eski lonca düzenini korumaya çalışıyordu. 15. yüzyıldan itibaren Avrupa merkantilist politikayla pazar ekonomisini güçlendirmeye başlarken 16. Yüzyıl sonlarında Avrupa ürünlerinin ithalatının artması Osmanlı’yı kötü etkilemiştir. Ayrıca Osmanlı’da hammadde ucuzluğu kaçakçılığın artmasına da sebep olmuştur.
Osmanlı, Avrupa’nın sömürgeciliğe dayalı zenginliği ile baş etmesi pek mümkün görünmüyordu fakat şaşırtıcı şekilde uzun yıllar Avrupa ile rekabeti sürdürdü. Bunu incelediğimiz zaman sebebi Osmanlı’nın sanayi ürünlerinin kalitelerinin çok yüksek, Avrupa’da da makbul ve moda olmasıdır. Fakat Avrupa’nın uzun vadeli ve hızlı gelişimine Osmanlı’da ayak uyduramadı. Osmanlı sanayisinin temelini esnaf denilen küçük işletmeciler oluşturmaktaydı ve 17. yüzyılda İstanbul’da yaklaşık 1100 esnaf birliğine bağlı 25 iş yeri bulunmakta buralarda da usta, kalfa ve çırak 80.000 civarı kişi çalışmaktaydı.
Osmanlı’nın öncesinde kullanmış olduğu ağır sanayi ile birlikte askeri anlamda silahlar üretiliyordu. Zamanında İstanbul’u kuşatırken ki dökülen toplar, döneminin en ileri teknolojisi ile üretilen toplardı. Top dökümleri için kullanılan ana merkez İstanbul’da ki Tophane-i Amire’dir. Üretilen toplar savaş malzemesi olduğu için dışarıya asla satılmazdı. Ayrıca Osmanlı’da kılıç, ok, yay ve tüfek imalatı yapılmıştır. Tüfek ve toplarda kullanılan barut ise yine Osmanlı tarafından üretiliyordu ve bu sayede silah teknolojisi bakımından dışa bağımlı değildi. 18. Yüzyılın ikinci yarısına kadar ki olan süreçte tüfek ve barut üretimi kaliteli olsa da, bu tarih ile birlikte işler tersine gitmeye başlayacaktı. Savaş gemisi bakımından Osmanlı zamanında eskiyen gemileri satardı. Sanayi Devrimi ile birlikte gemi teknolojisi de gelişti ve bu da Osmanlı’nın aleyhinde oldu.
Sanayi öncesi devirlerde dokuma sektörü yaygındı. En yaygın tezgâhlar pamuklu kumaş üretenlerdi. Teselya – Serez bölgesi, Tokat, Amasya bölgesi, Doğu’da Diyarbakır, Antep, Kilis ve Halep başlıca dokumanın merkezleriydi. Fransa ise kumaş bakımından en büyük alıcıydı. Ankara’nın tiftik yünü geniş çaplı bir meşruiyete sahipti ve genellikle soğuk bölgelerde yaşayanlar tarafından alıcısı vardı. Halı dokumacılığında ise Aksaray, Gördes, Kula ve Uşak halıları Avrupa, Asya ve Mısır’da ünlenen lüks mallar arasındadır. 19. yüzyılda Osmanlı halıcılıkta altın çağını yaşamıştır. 16. Yüzyılda ise Hindistan ve Osmanlı İmparatorluğu dünyanın en büyük kumaş ihraç ve tekstil sanayisine sahip ülkelerdi.
Deri günlük hayatta çok kullanıldığından birçok şehir ve kasaba da debbağhane bulunmakta idi. Kırşehir’deki Ahi Evran Zaviyesi şeyhinin denetiminde olan debbağ loncalarının başkanına da “Ahi Baba” denilmekteydi. 18.yüzyıla kadar Osmanlı’da dericilik baya ünlü idi. Anadolu ve Rumeli deri ihracatçısı idi. Hatta bu doğrultuda Fransa ve İngiltere bile Osmanlı’dan dericilik öğrenme işine girişmiştir. Gıda maddeleri ise hububat ve hayvan ürünleridir. Değirmenler öneme sahiptir. Ayrıca zeytinyağı imal edilen dingler, susamyağı ve tahin imal eden tahunhaneler, buldur değirmeni olan bezirhaneler yaygındır. Halkın günlük kullandığı ürünleri imal eden imalathaneler vardı. Mutfak eşyaları Bakırdan imal edilirdi ve bu sebeple Bakırcılar çarşısı da var idi. Anadolu’da silah, kılıç, kürek, saban demirden üretilir iken. Bilecik Maraş, Kiği, Divriği, Rumeli ve Samakov’da da demir işlemekte olan haddehaneler vardır.
SONUÇ
Sanayi devrimine bakıldığında küresel anlamda üretim ve kalite artmıştır. Her yenilikte olduğu gibi bundan da kötü etkilenen devletler olmuştur. Nitekim Osmanlı sanayi devriminden payını alamamıştır. Bundan dolayı kötü etkilenmiştir. Avrupa’da yaygınlaşan sanayi ürünleri ile başa çıkamayıp zor durumlar yaşamıştır. Bu sebepte Osmanlı’yı bitişe götüren sebepler arasına girmiştir. Sanayi öncesi dönemde Osmanlı Avrupa’dan açık ara öndedir. Avrupa sefalet içindeyken Osmanlı refah içindeydi. 18. Yüzyıl ile birlikte bu denge bozuldu. Sonuç olarak bakıldığında sanayi devriminin etkileri günümüze kadar ve hatta daha ha ileriki yıllarda görünecek. Şuan evimizde kullandığımız hemen hemen her şey bu dönemin etkisiyle oldu. Bundan dolayı her ne kadar Osmanlı açısından Sanayi Devrimi kötü sonuçlanmış olsada önemli bir konudur.
KAYNAKÇA
AKSOY, Abdülkadir, (2016), Geleneksel Devletten Modern Devlete: Sanayi Devrimi Ve Kamu Yönetimi Düşüncesinde Değişim, Uluslararası Politik Araştırmalar Dergisi cilt:2, sayı:3 sayfa: 31-37
ERDEM, Erdem, (2016), Sanayi Devriminin Ardından Osmanlı Sanayileşme Hamleleri: Sanayi Politikalarının Dinamikleri ve Zaafiyetleri, Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, sayı:48, sayfa: 17-44
GÜVEN, İsmail (editör), (2016), Uygarlık Tarihi, Pegem Akademi Yayınları, Ankara.
ŞAHİN, Raşit, (2019), Sanayi Devrimi Osmanlı İmparatorluğu’nda Neden Başlamadı? Business Economics and Management Research Journal cilt:2, sayı:1 sayfa: 1-16
ÜNAL, Mehmet Ali, (2019), Osmanlı Sosyal Ekonomik Tarihi, Fakülte Kitabevi Yayınları, Isparta.


