Osmanlı Devlet Hazinesinin Gelir Kaynakları

Bu değerlendirme benim şahsi değerlendirmemdir. Herhangi bir kurum, kuruluş veyahut bir kişiyi karalamak gibi bir amacım yoktur.

GİRİŞ

Tarih boyunca toplumlar tarafından, devletler kuruldu ve yıkıldı. Bunun en büyük sebebi ise gücü elinde tutma hırsıydı. Güç için sağlam bir para kaynağı lazımdı. Bundan dolayı ekonomik sistemler kuruldu. Zamanla gelişti ve bugün ki halini aldı. Her devletin gelir ve giderleri için ayırdığı bir hazinesi oldu. Bizim konumuz ise Osmanlı hazinesinin gelir kaynakları. Osmanlının gelir kaynaklarını anlayabilmemiz için öncelikle Osmanlıyı tanımamız gerekir. Anadolu’ da bir beylik olarak kurulup, bir cihan devletine dönüştüğünü görmekteyiz. Bu denli büyümenin olması için iyi bir ekonomiye sahip olmak gerek ve Osmanlı uzun süre iyi bir ekonomiye sahip oldu. Hem vergilerden hem de savaşlardan alınan ganimetlerle uzun süre gücü elinde tuttu. Bir süre sonra ardı ardına bozgunlar gelmeye başladı ve gelirler giderleri karşılamamaya başladı. Gelirlerin iyi olmasına rağmen giderler çok fazlaydı ve bunun için bazı devlet adamlarına araştırmaları için görev verildi. Tarihler 19. yüzyıla geldiğinde ilk defa borç alındı. Sonrasında bunun devamı geldi. Zamanla bütün ekonomimiz çöküyor ve dışa bağımlı hale geliyoruz. Son dönemlerde malların ithali ile ekonomik anlamda yükselişe geçiyoruz fakat süre gelen zamanda devletin sonu gelmişti.

BÖLÜM 1 – GELİR KAYNAKLARI

Devlet için gelir demek ilk olarak vergiler demektir. Osmanlı Devletinin döneminde kullanmış olduğu vergi sistemi halk tarafından sevildi. Özellikle Balkan ülkelerinde benimsendi. Osmanlıdan önce Balkanlarda, düzensiz ve sürekli toplanan vergiler ile halk kırılma noktasına gelmişti. Osmanlı’nın eline geçince, halkın refah seviyesi yükseldi. Uzun süre Balkanlarda huzur hâkim oldu. Halktan alınan vergiler dışında; gümrük, maden ve yabancı devletler veya bağlı olan beyliklerden alınan vergiler vardı. Halktan alınan öşür vergisi ile halkın ürettiği mahsulün 10/1 oranı devlete vergi olarak giderdi. Özellikle hububat olurdu. 16. ve 17. Yüzyıllarda alınan vergi gelirlerinin %50’si hububattan alınan vergilerdi. Hububat çok önemliydi. Bu verginin bir kısmı dirlik olarak tımarlı sipahilere bırakılırdı[1]. Vergiler ihtiyaçlara göre şekillenir ve bölgenin incelenmesiyle tahrir defterlerine bilgiler yazılırdı. Topraktan alınacak vergi, bu bilgiler ışığında hesaplanırdı. Toprağın verim durumuna göre topraktan vergi alınırdı. Osmanlı bir tarım devletiydi. Zira tarımsal faaliyetler için büyük atılımlar yapılırdı. Vergiler de buna göre çoğunluk tarımdan olurdu[2].

Tarımın yanı sıra hayvancılık ile uğraşan insanlardan alınan vergiler de vardı. Koyun ve keçi sahiplerinden alınan vergilere “âdet-i ağnam” denirdi. Yaylaklarda sürüsünü otlatan ve ayrıca yörüklerden, yılda bir defa alınan vergiye “yaylak ve kışlak” denir. Bal işi ile uğraşan insanlardan alınan verginin adı ise “bal öşrü ”’dür. Tarım ve hayvancılık ile ilgili vergilerin yanı sıra kişi başına göre alınan vergiler vardı. Belli bir arazinin tarımsal faaliyetler için kullanılması ile verilen vergiye “resm-i çift ve resm-i dönüm” denmektedir. Toprağı olmayan evli çiftlerden alınan vergiye “bennak resmi” denmekte. Bekâr ve kendi geçimini sağlayan insandan alınan vergiye “mücerred resmi” denmektedir. Müslüman olmayan erkeklerden alınan baş vergiye ise “cizye” denmektedir. Alınan bu vergiler de kendi içerisinde bölümlere ayrılmaktadır.[3]

Osmanlı devletini uzun süre ayakta tutan bir diğer gelir kapısı ise savaş ganimetleridir. İslami usullere göre, alınan ganimetin beşte biri Halife sıfatında ki Padişaha giderdi. Birçok padişah bu ganimetlerle vakıf eseri yapmışlardır. Ayrıca ganimet ve vergilerle birlikte devlet içinde bolluk ve bereket dönemi yaşanmıştır. Zamanla Osmanlı Devleti savaşlardan bozgun almaya başlamıştı. Bu süreçte ekonomi kötü etkileniyordu. Bu süreçte vergilere daha çok yüklenildi ve halk zor durumda bırakıldı.

BÖLÜM 2 – GELİR İLE İLGİLİ YAPILAN ÇALIŞMALAR

Osmanlı devletinde bir dönemden sonra devlet içinde, rüşvet ve adam seçmeler olmuştur. İlk zamanlar fazla belli olmuyordu. Gelir çok fazlaydı ve giderleri fazlasıyla karşılıyordu. Zamanla gelirler azalmaya başlayınca bu durum ortaya çıktı.

IV. Murad sert bir hamleyle iktidarı eline aldığı dönemde Koçi Beyi, Sultan Murad’ a devlet içesinde ki bozuklukları anlatmak amacıyla bir risale yazmıştır. Dönem içinde Sultanın fikirleri bu çerçevede olmuştur. Sultan Murad’dan sonra da Sultan İbrahim’ e teslim etmiştir. Sultan İbrahim ‘e, nasıl sultanlık yapılacağı ile ilgili bilgiler vermiştir. Koçi Beyi Risaleleri döneminde yabancı devletler tarafından kendi dillerine çevrilip kullanılmıştır. Bu risalede devlet içinde ki rüşvet, tayin konusunda ki adam seçmeler, Sadrazamın bağımsızlığı gibi birçok konu işlenmiştir. Kısaca Koçi Beyi Risalesinde, devletin neden geriye doğru gittiği sorgulanır. Nedenleri aranmak ister.

IV. Mehmed döneminde ekonomik bir kriz baş göstermişti. Devlete para lazımdı ve bunun için Tarhuncu Ahmed Paşa’ ya görev verilmiştir. Bu dönemde ilk defa denk bütçe gündeme geldi. Osmanlıda önceleri bütçe koruma yoktu. Gelirler çok fazla olduğu için sorun teşkil etmiyordu. Zamanla gelirler giderleri karşılamamaya başlayıp kriz oluşunca bütçe koruma ile ilgili çalışmalar yapıldı. Tarhuncu Ahmed Paşa bütçe için önce rüşvetin önüne geçmek istedi. Sonrasında kamu alanına kısıtlama yaparak bütçeyi korumak istedi. Tüm bunları mali bir disiplin ile yaptı. Bir yandan padişah huzurunda bütçe ile ilgili şehirlere denetim yapılıyor bir yandan da saray bütçesine giriyordu. Bütün kollara birden saldırdığı için, işine gelmeyen bazı paşalar tarafından öldürüldü. Tarhuncu Ahmed Paşa önemli bir şahsiyetti. İlk defa bu işler iyi gitmiyor diyen kişidir. Sonuç olarak değişim bir anda değil parça parça yapılsaydı daha uzun ve etkili olabilirdi.

SONUÇ

Bir devleti ayakta tutan güç büyük ölçekte ekonomisidir. Osmanlı Devletinde ekonominin önemi büyüktü. Gelirler, giderleri karşılamadığı zamanda dahi bir çözüm yolu bulunmuştur (iyi veya kötü). O dönemlerde yapılmış olan faaliyetler bu döneme etkisini bırakmıştır. Şimdi ki devlet düzeninde hala da benzer sistemler vardır. Önemli olan hazine gelirlerinin devamlılığıdır.

Globalleşen bu dünyada artık devletlerden daha güçlü şirketler ortaya çıkmaya başladı. Hâl böyle olunca bu gelir sistemi onlar içinde geçerli hale geldi. Şuan en küçük bir kurum dâhi gelir ve gider hesaplamaları yapıyor ve ona göre plan yapıyor. Bizim yapmamız gereken şey ise bu şekilde giden döngüde yerimizi sağlamlaştırmak. Eğer biz tek parça halinde olursak devlet olarak kalkınırız. Benim naçizane düşüncem; devlet halk için, halk devlet için var olur.

KAYNAKÇA

ÖZTÜRK, Necdet, (2014). 14-15. Asır Osmanlı Kültür Tarihi Devlet Düzeni – Sosyal Hayat, Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul.

ÖZTÜRK, Yücel, (2014). Osmanlı Hâkimiyetinde Kefe (1475-1600), Bilge Kültür Sanat Yayınları, İstanbul.

TURHAN, Mümtaz, (2016). Kültür Değişmeleri Sosyal Psikolojik Bakımdan Bir Tetkik, Altınordu Yayınları, Ankara.

ÜNAL, Mehmet Ali, (2017) Osmanlı Müesseseleri Tarihi, Fakülte Kitabevi, Isparta.

ÜNAL, Mehmet Ali, (2017). Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Tarihi, Fakülte Kitapevi, Isparta.


[1] ÜNAL, Mehmet Ali, Osmanlı Sosyal ve Ekonomik Tarihi, Fakülte Kitabevi, Isparta 2017, sf. 188.

[2] ALP, Ömer, “Anayasal İktisat Teorisi Açısından Osmanlı Mali Yapısının Analizi”, Prof. Dr. Nuri Çelik’e Armağan I, İstanbul, 2001, s.77.

[3] ÜNAL, Mehmet Ali, Osmanlı Müesseseleri Tarihi, Fakülte Kitabevi, Isparta 2017, sf. 167-194.

Bir Cevap Yazın

Scroll to Top

Osman Şahin sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin